Showing posts with label 2015 at 08:05PM. Show all posts
Showing posts with label 2015 at 08:05PM. Show all posts

Thursday, September 10, 2015

Hocaların Bercan’ın Yanında! #BercanAktaşYalnızDeğildir

http://ift.tt/1UJuiRh

#BercanAktaşYalnızDeğildir

 

bercan aktaş

Biz aşağıda imzası bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi hocaları, Üniversitemiz Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü öğrencisi Bercan Aktaş’ı tanımış olmaktan, fikri ve insani gelişmesine bir nebze de olsa katkıda bulunmuş olmaktan memnuniyet duyuyoruz.

Bercan’ın attığı bir tweet’ten dolayı tutuklanmasını ve 1,5 yıldan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması  istemini insan haklarının ciddi bir ihlali olarak değerlendiriyor ve içinde bulunduğumuz olağanüstü siyasal halin çarpık bir yansıması olarak görüyoruz. Bercan’ın sözü bir suç unsuru içermediği gibi, sözün hedefi can kaybının gayriinsani askeri terimlerle ifade edilmesini eleştirmektir.  Bu eleştiri incitici, sarsıcı ve rahatsız edici olsa dahi düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Düşünce özgürlüğünün tek sınırı şiddet çağrısıdır ve şiddet çağrısı yapmak bir yana, Bercan şiddete karşı barışı savunmak için genç yaşında siyasi sorumluluk üstlenmiştir.

Bercan’ın maruz bırakıldığı ihlaller zinciri keyfi olarak gözaltına alınmasını, ters kelepçe takılmasını ve nihayetinde tutuklanmasını içermektedir. Tutuklamanın bu koşullar altında hiçbir somut gerekçesi yoktur ve bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bercan’ın tutuklu yargılanması Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından korunan eğitim hakkının da ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu tür ihlaller sadece genç bir insanın hayatını karartmakla kalmayıp siyaset, güvenlik ve hukuk kurumlarına yönelik zaten sınırlı olan güveni daha fazla aşındırmaktadır. Bizler Bercan’ın hocaları olarak ona karşı yapılan bu ihlallerin, bu hukuk garabetinin bir an önce sona erdirilmesini talep ediyoruz.

Bercan’ın Hocaları

CMxlR2iXAAAkVY-

Yaman Akdeniz

Nazan Aksoy

Can Altay

Zeynep Altok

Sernaz Arslan

Kaan Atalay

Senem Aydın Düzgit

Evren Aysev Deneç

Murat Belge

İhsan Bilgin

Bülent Bilmez

Hale Bolak Boratav

Cemil Boyraz

Kürşat Bumin

Can Cemgil

Zeynep Çatay Çalışkan

Kenan Çayır

Kudret Çobanlı

Aylin Dağsalgüler

Sarper Durmuş

Esra Elmas

Esra Ercan

Itır Erhart

Emre Gönen

Güventürk Görgülü

Avşar Gürpınar

Nazan Haydari

Evren Hoşgör

Özkan Karababa

Kutay Karabağ

Ulaş Karan

Ayhan Kaya

Elif Kendir B.

Ferda Keskin

Ohannes Kılıçdağı

Alper Kırklar

Tansel Korkmaz

Halil Nalçaoğlu

Celil Oker

Ertan Önsel

Murat Özbank

Jale Parla

Erkan Saka

Feyda Sayan

Nevzat Sayın

Bülent Somay

Gözde Şarlak

Gökhan Tan

Ahmet Tonak

Süreyya Topaloğlu

Başak Tuğ

Aslı Tunç

Ömer Turan

Zeynep Turan

Tolga Tüzün

Pınar Uyan

Şebnem Yalınay Çinici

Meltem Yılmaz Şener

Arus Yumul

Yelda Yücel

Ayten Zara

Can Zeren

Ozan Zeybek

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1KGPdVs


Filed under: Uncategorized

Tuesday, June 9, 2015

Cengiz Aktar: Gezi ruhundan 7 Haziran ruhuna

http://ift.tt/1JCq2SL

Gezi ruhundan 7 Haziran ruhuna

Gezi’nin Erdoğan polisiyle bitirilmesinden beri içeride, dışarıda her gözlemci Gezi dinamiğinin nasıl siyasete tahvil edileceğini sorgular. Zaman geçtikçe pek çoğu Gezi’nin, artık yıldönümlerinde hatırlanan bir hoş hatıra olduğunu söyler oldu. Birkaç gün önceki, 31 Mayıs’ta yine polis müdahalesine maruz kalan sönük bir anmayla geçti. Hatta bu vesileyle cumhurbaşkanı mealen “toplanmışlar işte 3000 kişi oraya, siz kimi temsil ediyosunuz yaa” diyerek aklı sıra dalgasını geçmişti. Hâsılı kelam, “Gezi ruhu” denilen ve memleketin 1983’ten bu yana yaşadığı dönüşümün, daha yakın zamanda 2002-2005 arası reformist dönemin ürünü olan dinamik, vaktinden önce defnedilmişti. 7 Haziran’da bu defa Kürdistan üzerinden ve yine Türkiye çapında ortaya çıkıverdi. Tıpkı 2002-2005 dönemi AKP’si gibi. Bu, 1983’ten bu yana kamusal alana dâhil olan iki temel unsur, Siyasî İslâm ile Kürt Siyasî Hareketi arasındaki nöbet değişimidir.

 

2011 seçiminden sonra şunları kaleme almışım: “AKP’nin ustalık dönemi epeyidir fiiliyatta, 13 Haziran’dan itibaren resmileşecek. Usta terzi AKP’nin Türkiye toplumuna biçtiği gömlek ise maalesef çok dar. Ama 1982 Anayasası’ndan kurtulmak için 30 yıldır uğraşan Türkiye’nin kendisine sunulan yeni bir deli gömleğine razı olacağı da çok şüpheli. Zira ustanın çıraklık döneminde biçip kestiği bol ve rahat gömleklere alıştı artık toplum. Toplum tanımına AKP’nin tabanı da dâhil. O yüzden ustanın işi kolay olmayacak. İtiraz eden, itirazını yüksek sesle söylemenin tadını almış olan, tektip düşüncenin vesayetini AKP’nin aracılığıyla kırmış olan, uluslaşma döneminin dayattığı bütün yalanlara ve yarattığı bütün tabulara ‘hayır’ diyen bir toplum var artık Türkiye’de. Hem de ilk defa var. Demokrasinin tadını almış, yola koyulmuş, kaderini vasilerinin elinden kendi eline almış bir toplumu yeniden zapt-u rapt altına almak mümkün mü? Elbette değil.”

Eylül 2012’de “Biat, itiraz, terk” adlı makalede şunu yazmışım: “(Tepki) itiraz ağırlıklı olursa ki bu siyasetin galebe çalması anlamına gelir; ufukta cılız da olsa ışık var demektir. Eğer öyleyse Türkiye’nin modernlik serüveni yeniden ve gerçekten şimdi başlıyor. Tektip dayatmaların karşısında çalışanın, kadının, çocuğun, doğanın, hayvanın, farklı cinsel eğilimlinin, başörtülünün, etnik ve dinî farkların hakkını arayan kavgalar şimdi başlayacak demektir. Cinin şişeden çıktığı, insanların AK Parti markalı yeni bir deli gömleği giymeyeceği bir Türkiye ve küresel vicdandan kimsenin azade olmadığı bir dünya bu kavgaların sigortaları. Işığı, şiddet muhalifi Gandi tutsun: Önce seni yok sayarlar, sonra sana gülerler, ardından uğraşırlar seninle ve sonunda sen kazanırsın.”

 

Gezi’den sonra da tekrarlamışım: “Kendi deyimiyle ‘kimse kusura bakmasın’ bu millet bir kez daha deli gömleği giymez.Lidere tam biat etmiş AKP de dâhil olmak üzere Türkiye’nin eski partileri, seçim kazansalar da yeni Türkiye’yi yönetmekte çok bocalayacaklar. Tıpkı 28 Şubat sonrasında eski muktedirler gibi…”

 

Türkiye’nin halkı iktidarın bütün gücüne, zulmüne ve kibrine karşı ne ölçüde barışçıl ve olgun olduğunu kendine ve dünyaya kanıtladı. Doğu’da Batı’da tarihî bir yurttaş seferberliği yaşandı. Gezi laboratuarındaki özgür deney Türkiyelileşti. Gezi ile 7 Haziran arasındaki en derin ve anlamlı bağ herhalde mizahtı!

 

Pazar akşamı iktidar sahibinin ortalıkta olmaması hesaplarının berhava olduğunun kanıtıdır. Bunlar yeter bugünlük. Yarın, anayasanın ve barışın kaderi, diğer yanda koalisyon mu, vekil transferi mi, azınlık hükümeti mi, erken seçim mi, Erdoğan’ı dışarıda bırakacak bir yeni AKP mi, yönetilemez bir Türkiye mi, bütün bunlar konuşulur. Bu minvalde Doğan Akın’ın derlemesine bakılabilir: http://ift.tt/1dtXZqD

 

Önümüz siyaseten alabildiğine karanlık olsa da 7 Haziran dinamiğinin bu karanlığın da üstesinden geleceğini temenni edelim ve birkaç gün de olsa başarının ve toplumsal barışın tadını çıkaralım.

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1JCq393


Filed under: Uncategorized

Thursday, January 8, 2015