Showing posts with label June 14. Show all posts
Showing posts with label June 14. Show all posts

Tuesday, June 14, 2016

#PUB204 this semester (I). What have I done in my most experimental course, Digital Cultures (PUB204)

http://ift.tt/1XnGoFl

general PUB204 Slack

I am almost done with the grading of nearly 190 students who took my Digital Cultures course in two sections. In some ways, this semester was the most ambitious semester in terms of course goals. We have initiated 4 different final projects: A food related mobile application;  A wiki archive on the Occupy Gezi; A collaborative project with a SUNY class and a SosyalKafa weekly online TV programming. I will talk about all these projects in future posts and I can say we were at least partially successful in reaching our goals.

To begin with, our closed Facebook group remained to be a vital tool of class based correspondence. However, I have initiated a new tool this year and I believe we were relatively productive in project based class communications: Slack. In most of the cases, a Whatsapp group is more effective in real time group collaboration but when the projects get bigger and more documents involved, then we do need something like Slack. Students created new rooms within Slack as the projects developed. And some used Whatsapp groups in addition to Slack.

To be continued..

p.s. One of my writings depend on PUB 204 course experiments.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1XnF5WJ


Filed under: Uncategorized

Sunday, June 14, 2015

Ayşe Özer: “Zihnimizdeki duba: Devlet baba”

http://ift.tt/1HH52bP

ayşegül hoca

Zihnimizdeki duba: Devlet baba

“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” şiarıyla 80 sonrası beden eğitimi dersleri, memlekete aslan gibi erkek evlatlar yetiştirme çabasındaydı. Kız çocuklar pek önemsenmezdi, hatta muhafazakar-mutaassıp mahallerde kız çocuklarına rapor alınırdı, beden dersine girip de orası burası görünmesin diye. Dersin aslı rahat, hazır ol, uygun adım marş, sağa çark, sola çark üzerine kuruluydu. Esas amaç 23 Nisanlarda, 19 Mayıslarda öğretilen abuk subuk hareketleri yaparak, diz altındaki eteklerin fazla açılmasına mahal vermeden görevi tamamlayabilmekti, ya da panonun bir parçası olunduysa kazara, doğru renkteki kartonu kaldırabilmekti.

Her yerde ve her şeyde olduğu gibi bu da bir sınavdı, öndeki geçilmeliydi. “Bak bizim oğlan ne kadar güzel yapıyor hareketleri” Bu nedenle ilkokuldan lise sona kadar hatta bazen üniversite dahil olmak üzere yaklaşık 10-15 sene bu tedrisattan geçmiş bizler, bir sahil kasabasında yaşamıyorsak yüzme de öğrenemezdik. Sonra da ayağımızın basmadığı yerde yüzemedik elbette, havuzun derinleştiği yeri darağacı belledik, öğrenilmiş çaresizliğimizi aşamadık. Devlet ruhumuza iyileşmez yaralar açmıştı, bedenimizi de eğitememişti.

Bedenlerimiz üzerindeki hakimiyetini daha da derinleştirdi sonra devlet baba. Biber gazıyla doldurdu genç ciğerlerimizi, sırtımızdan copunu, karnımızdan tekmesini eksik etmedi. Kadın bedenlerine taşımak istemedikleri bebekleri taşıma zorunluluğu getirdi, o bebeklerin ne şekilde doğacağına bile kendisi karar vermek istedi. Büyüyüp yetişkin olunca o çocuklar madenlerde 12 saat çalışsınlar, ezildikçe ezilsinler istedi. Kadınlar vardı oysa, feleğin tekerine çomak sokan. İncecik sesleri ve bedenleriyle en öndeydiler, bir isyan bayrağı gibi dalgalanıyordu saçları. Bir beden eğitimi öğretmeni “o çocuğu almayın” dedi polise, 13 yaşındaydı çocuk. “O daha çok küçük” diye haykırırken yüreğimize bir ince çizgi çizen Manisalı anne gibiydi. Bir yanlışı düzletircesine açmış bir çiçek gibi, çıktı o koca kayaların arasından: “almayın çocuğu” dedi. Bedenleri eğitmekten sorumlu devlet baba bu hareketi devlet memuruna yakıştıramadı, sürdüler, sürgün oldu Ayşegül Öğretmen. Bir toplumun bedenini, ruhunu devlet babanın istediği gibi eğitmeyen diğer öğretmenlere Metin Lokumcu’ya, Halil Serkan Öz’e saldırdıkları gibi saldırıyorlar ona da. Bilmiyorlar ki, o büyük panoda oluşan rengarenk büyük resim, onların o üst aklının dayattığı büyük resimden çok ötede. Beden terbiyesiyle değil, ruhların yoldaşlığıyla anlatılabilir ancak. Ve biz artık ayağımızın basmadığı yerde yüzmeyi öğrendik. Ayşegül öğretmen, bizlere öğretmeye devam ediyor hala. Dersimizi aldık, ediyoruz ezber.

 

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1FhtSbZ


Filed under: Uncategorized

A President, A Twitter Troll, An alleged Mafia Leader, a so-called Humanitarian Aid NGO Chair in the same wedding

http://ift.tt/1L7UZLJ

The groom, Taha Ün, is one the leaders of so-called Ak-trolls, Twitter trolls that vehemently attack AKP opponents. I am just one of the many citizens Taha Ün targeted since Gezi Park protests. The moment Occupy Gezi started, he seized the opportunity to jump up fast in political hierarchies. He was getting married yesterday to a person who is the personal assistant of Emine Erdoğan, Tayyip Erdoğan’s wife.

Check out the attendants:

sedat-peker-erdogan

The guy on the left is Sedat Peker, a convicted criminal leader, on the right Bülent Yıldırım, the head of notarious IHH. You know the one in the middle.

Here is the groom:

erdogan-tahaun

 

Taha Ün recently posted this, just to show the level of incitement he is into:

tahaun-tweet2

 

“The only thing that could communicate with PKK members in a healthy and sustainable manner. Kudos to 90s”

For those who do not understand the symbolism: In 1990’s state-back Islamist Kurdish paramilitaries (so-called Kurdish Hizbullah) attacked PKK members with cleavers and murdered many…

Only one example of his hateful discourse. And Erdoğan is there to witness the wedding….

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1L7UZLQ


Filed under: Uncategorized

When ISIL in angst, Turkey border closed to refugees #SınırlarıAçın

http://ift.tt/1MAG5Ox

LOOK AT THE EVIL MEN FORCING REFUGEES, WHO MIGHT BE USED AS HUMAN SHIELD AGAINST YPG ASSAULT…

ISIL akçakale border
Kurdish fighters advanced June 13 to the outskirts of a key Syrian border town held by ISIL, as Turkish forces sought to prevent thousands fleeing the fighting from crossing the frontier.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1MAG5OD


Filed under: Uncategorized

Filiz Taylan Yüzak (@ftaylanyuzak): Bir Başkadır Londra’nın Sokak Ziyafeti…