Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1KO3HN9
Filed under: Uncategorized
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1KO3HN9
Batık devlet – Failed state
AB’nin kurucu babalarından Jean Monnet’nin “insanlar olmadan hiçbir şey yapılamaz, kurumlar olmadan hiçbir şey kalıcı olmaz” sözüne sık sık atıfta bulunurum. Sözü memlekete uyarlarsak son koalisyon hükümeti ile ilk dönem AKP’nin AB esinli reform çalışmalarının ardında elbet de belli insanlar vardı. Ve Monnet’nin sözü uyarınca o siyasetçiler yine AB esinli kurumların da mimarı oldular. Birey ve toplum hayatının her yönünü kapsayan ve sistemin ihtiyacı olan ciddî ve dönüştürücü kurumsal reformlar ilk defa, 2000’lerin başındaki koalisyon hükümetinin çalışmalarıyla uygulamaya kondu. “Derviş reformları” olarak literatüre geçen çalışmalar özellikle, 1994, 1999, 2001 krizleri sonucunda altüst olan makroekonomik dengeleri yeniden sağlamakta işlevsel oldular. Bu sıradan bir düzeltme değildi. Kurumların, özerklik, şeffaflık ve hesapverebilirlik ilkeleri temelinde düzenleyici işlevlerini yasallaştırarak güvence altına alıyor ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa çağdaş bir yönetim zihniyetinin önünü açıyordu. Çaba, yeniden başlamış bulunan AB üyelik sürecinin ivmesiyle katlanarak büyüdü, ekonominin çok ötesine geçti. Yatay ve dikey denge/denetleme mekanizmalarını geliştirerek sistemi baştan aşağıya dönüştürmeye başladı. İlk dönem AKP hükümeti 2005’e kadar Türkiye köhnemiş mevzuatını çağdaş normlara uyumlandırdı ve yeni mevzuatın büyük bölümünü uygulamaya başladı. O ilke, norm ve standartlar görülmemiş bir idarî ve hukukî dönemin başlamasına da önayak oldular.
Ancak 2005’ten sonra, yani yapılan reformlar sayesinde AB ile üyelik müzakerelerine başlandıktan sonra o güne kadar yapılan reformlar daha ileri aşamaya taşınmadıkları gibi, kazanımlar birer birer geri alınmaya başlandı. Reformcu insanlar kurdukları kurumları yıkmaya başladılar. 2001’den itibaren doğru istikamette dönüşmeye başlayan temel devlet kurumları Adliye, Askeriye, Hariciye, İlmiye, Maliye ve Mülkiye itibarsızlaştırıldılar, kurumsal hafızaları boşaltıldı ve kurum olmaktan çıktılar. Bir memleketin başına gelebilecek, beyin göçü ile birlikte en büyük felâkettir. Bugün yegâne siyasî hedef her türlü danışma, oydaşma, denge, denetim ve düzenlemeden muaf “iş bitirebilmek”. Bu yozlaşmanın maalesef toplumda da ciddî bir karşılığı var.
Gün geçmiyor ki, akla hayale sığmayacak bir uygulama gündeme düşmesin. Ancak vahim olan tamamen köşeye sıkışmış kedi tepkileri veren iktidarın abuk sabuk tasarrufları değil bu tasarruflara ağzını açmayan, HDP dışında siyasetle birkaç mecra ve merci dışında toplumun duyarsızlığı. Ya da kokuşmuşluğu… Bunun memlekete büyük bedeli olacak, şimdiden oluyor. En büyük bedel bu kokuşma halinden kurtuluş reçetesi olarak pazarlanacak veErdoğan’ın tek başına demir yumrukla adına “istikrar” dediği itaatkâr, huzurlu ve faşist toplum düzenini inşa edecek olmasıdır. Bu gidişata karşı çıkacak olanlar HDP ve toplumun farklı katmanlarından fışkıran itirazlardır. Nefeslerinin yetip yetmediğini göreceğiz.
Dünyada Türkiye’ye olan ilgi ise bir daha kolay kolay geri gelmeyecek şekilde bitti. 2004-2005’ten itibaren AB ivmesi ve AKP’nin reformist damarı sayesinde Türkiye ilk kez İslâm diniyle demokrasinin bağdaşamayacağı ezberine dünya çapında bir sorgulama alanı açtı. Oryantalist gözlüklerini çıkaran araştırmacılar, Türkiye’ye antipati ya da sempatiyle değil empatiyle yaklaşmaya başladılar. Türkiye ilk kez dünyada sözü geçen gerçek bir ortak olmaya başladı. İlm-i siyasa “Hıristiyan Demokrat” kavramının yanında “Müslüman Demokrat” kavramını yerleştirmeye başladı. Siyasî ve içtimaî reformların yanında ekonomik reformlar bu değerlendirmeleri her geçen gün doğrular biçimde ilerledi. Öyle ki sadece Batı değil her yerde Türkiye meraklıları ve uzmanları belirdi. Bu gidişat bugün itibariyle tamamen akamete uğramıştır. Türkiye’nin gündemi dünyanın gündeminden temel konularda zıt istikamette ilerliyor artık. Bunun Batı dışı arayışla da alâkası yok. Doğu’da da Türkiye’nin resmî “değerli yalnızlığı” ayarında bir gidişat yok. İran’a bakmak kâfi. Dünya devlet ve toplumları her geçen gün birbirlerine olan ihtiyacı idrak ediyorlar. AKP Türkiyesi ise “Dünya Türk ya da AKP’li Olsun” diyor.
Tepeden tırnağa, devletinden toplumuna çürümeden kokuşmaya doğru ilerleyen Türkiye’ye İngilizcedeki failed state tanımı yakışmıyor mu?
Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor.
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1FzMf3i
Journalists Sued Every Day Allegedly Insulting the President Erdoğan
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1Rd8EEM
Internet Society Statement on the 2015 UN Sustainable Development Summit
Internet Society President and CEO Kathryn Brown issued the following statement:
This week, the United Nations is hosting the Sustainable Development Summit (SDS) where the international community will embrace a global agenda to alleviate poverty, expand health and education, and preserve our planet for future generations. This global Agenda is about opportunity – the opportunity to improve the lives of people worldwide through development and partnership.
Audrey writes, “The Recompiler is a new feminist hacker magazine dedicated to learning about technology in a fun and inclusive way. The first issue of the magazine is now online, with articles about glitchy art, 80s tech, SSL bugs, and the flaws in DNS.”
Ahmed Mohamed Is Silicon Valley’s New Hero
The head honchos of Silicon Valley’s biggest companies are vying for a visit from the world’s most famous teen Maker.
Watch Ahmed Mohamed’s awesome press conference about being a rogue clockmaker in America
https://youtu.be/nckRlLlyfecZomg, the kid is charming. He reveals that he’s switching high-schools, thanks his supporters, discussing his inventing and tinkering, and talks about his delight at being invited to the White House.
Facebook Retargeting Rising (Report)
The retail churches of the cult of Apple
Pirate Party Runs Privacy Campaign Ads on YouPorn
Aside from promoting copyright reform, Pirate parties worldwide are fierce defenders of online privacy.
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1NYUabt
British lawyers warn of human rights violations in Turkey
Report alleges serious setback for democracy as 40,000 removed from jobs and police and media figures imprisoned
Turkey’s government is inflicting “systematic human rights violations” on its judiciary, police and media, according to a scathing report by senior British lawyers that was commissioned by one of president Erdogan’s exiled opponents.
Turkish Journalist Association condemns Tivibu’s censorship of TV channels critical of gov’t
Turkish columnist arrested for ‘being a member of an armed terror group’
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1h4cWBg