Saturday, September 3, 2016
Tuesday, August 9, 2016
Even the talk of death penalty is a further distance from European Union…
Turkey coup: Erdogan backs return of death penalty at vast Istanbul rally
Erdogan vows to reintroduce death penalty ‘if Turks want’
Debate: Does Erdoğan want to unite Turkey?
Candan Badem: Being an Atheist and Marxist Worked For the First Time
State Department, Citing Security, Suspends Teaching Program in Turkey
Turkey: From failed coup to media crackdown
Turkey coup bid: Fethullah Gulen’s lawyers fear attack on his life
Fethullah Gülen’s lawyers fear attacks on his life amid calls for return to Turkey
Legal team for US-based cleric accused by Turkey’s president of orchestrating coup also says it ‘would bet any money’ intelligence agencies are monitoring him
Related posts:
- Clear cut: “The End of Turkey in Europe”/ “New Turkey” deconstructed in Open Democracy series…
- #TurkeyCoup aftermath: Turkey in rhetorical fight with the West, particularly US, Austria and Italy…
- Erdoğan ‘closely following’ judicial process against Gülen movement, shows off with Putin and Qatar leaders…
- Turkish government continues to pursue to block internet access without legal order… Dispatches from Turkey…
- Turkey towards a police state with the proposed security bill AS the government attempts to confiscate Bank Asya…
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/2aIT2e7
Filed under: Uncategorized
Tuesday, May 31, 2016
Killing digital economy in Turkey slowly: PayPal halts operations in Turkey after licensing application rejected by Turkish authorities…
Related posts:
- “US Congressmen send Kerry letter about Turkey’s crackdown on Gülen-linked media…Dispatches from Turkey…
- Turkey second at government requests from Facebook… Arbitrary justice: “3 Different Case Procedures For “Hitler-Seeming” Erdoğan Banner
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/25wqutI
Filed under: Uncategorized
Saturday, April 23, 2016
Ayşe Özer: DOKUNMAYIN ŞABANIMA!
DOKUNMAYIN ŞABANIMA!
“Dokun Bana” diye bir yarışma vardı. Hafızam beni yanıltmıyorsa, yine Acunvari bir uyarlamaydı. Bir arabaya sürekli dokunarak onu kazanmaya çalışırdı yarışmacılar. Ayılanlar, bayılanlar olurdu. İnsanın bir nesneye dokunarak, onunla yekvücut olarak o nesneyle iyelik ilişkisi kurmasını izlemek içler acısıydı. Tıpkı müzik bilgisi tartışmalı, kocasının alacağı Mars’ın hayalini kuran şarkıcının arkasındaki yarışmacının eli yüreğinde onun dönmesini beklemesini izlemek gibi.
Kimler değerlendiriyor bizim niteliklerimizi, yeteneklerimizi, iyelik eklerimizi kimler ekliyor nesnelerimizin sonuna? Öznelerimiz nesne olmakta bu kadar ısrarcıyken, faşizmle işbirliği olmayacağını biliyoruz yine Acun kılıklı adamların uyarlamalarından, toplumsal hafızamız bizi yanıltmıyorsa. O meşhur şarkıcının bize dönmesini beklemekle geçiyor ömrümüz.
Muktedirin meydan meydan gezip kendisini rezil edeceği korkusu üzerine kurulu bir ana muhalefet şimdilerde de “dokunsalar ağlayacaktım, ama hiç dokunmuyorlar” şarkısını söylüyor. Sürekli dokunarak sahip olmayı şiar edinmiş ki, son dönemde sözcülerine “muhalefete muhalefet etmeyi muhalefet etmek sanmak” şeklindeki tekerlemeyi ezberletiyor. Oysa muhalefet, iktidardan önemlidir az gelişmiş ülkelerde. Halkın tek umududur. Yerden yere vurulması önemsendiğini gösterir ki, artık kimse size muhalefet etmiyor, kimse sizi eleştirmiyorsa halk artık sizi umursamıyor, sizden umudunu kesmiş demektir.
Sırça genel merkezin camları ses geçirmediğinden tabanın sesi duyulamıyor. Evetçiler, yetmez ama evetçilerin açtığı yoldan ilerlerken ne sokağın ne tabanın sesini duyuyorlar. Yaşama karışamadığından, hiçbir şey üretemediğinden evlerini şatafata boğan taşra zenginleri gibisiniz abiler. Yepyeni bir elitizm yeşeriyor vekil ve yönetici sıfatının etrafında. Gider öderiz bedelimizi deniliyor ve fakat mapushane çeşmesinden “lukewarm water” akmıyor abilerim ablalarım. “Mapushane çeşmesi yandan akıyor yandan” diye türküsü de var, muhakkak bir rakı sofrasına meze etmişsinizdir o türküyü de. Narin yüzünüz deforme olmasın sonra. Ha bir de mapushanelere güneş doğmuyor, o şehit cenazelerinde taktığınız “acımız çok büyük” güneş gözlüklerinizi de yanınıza almanıza gerek yok.
Tahsin Yücel’in müthiş romanı “Peygamberin Son Beş Günü”nde peygamber lakaplı devrimci, arkadaşları hapisteyken dışarıda olmayı kendine zul görür ve kendine bir tabutluk hayal eder. Kılıçdaroğlu’nun “dokunulmazlık teklifini anayasaya aykırı da olsa kabul edeceğiz, bedel ödeyeceğiz” demesi bu sevdaya dahil değil velakin. Bedel ödemek bu kadar yüceltiliyor olsaydı, parti içinde bedel ödeyenleri baş tacı etme geleneği yerleşmiş olurdu 6 seçim kaybedilen o uzun zaman diliminde.
Kolumuzun diyetini mi ödemiştir ki büyük usta, kolumuzu kesip atmaktayız önüne “al kolunun diyetini” diyerek? Demire çifte su vermeyi bize öğreten ilk meclisi açan, çoban ateşlerini birleştiren kadrodur. O kadro ilk meclisi açarken izin istemiş midir ki, şimdi onların dava arkadaşları olduğu iddiasında olanlar Anayasaya aykırı olduğunu bildikleri bir dokunulmazlık teklifine erken seçim- kontenjan-vekillik denklemi içerisinde evet diyerek Meclisi tek sese terk edeceklerdir? Milletin sinesine dönün o vakit. Açıver düğmelerin, görünsün sinelerin ey halkım.
Bu araba sevdasıdır, araba kırmızı plakalıdır, en uzun süre dokunan kazanır. “Tarihin nesnesi değil, öznesi olacağız” diye kürsülerden haykıranlar ellerinde eldivenlerle dokunurlar halkın sorunlarına. Cefasını çekmediklerinin sefasını sürerken haykırırlar kürsülerden, bedeli neyse öderiz! Bombacı Mülayimler, kendilerine bir dosya karışıklığı nedeniyle ölecekleri söylendiğinde siyasi hayatlarının son 3 ayında aslan kesilirler. Atılırlar bombaların üstüne, mahalleli “gözü pek adamlarmış” der arkalarından. Yıllardan bu yana bedel ödemekten perişan olmuş tabanına seçim vaadi olarak hücre hapsi vadeden yaş ortalaması hayli yüksek parti yönetimi, gençliklerinde gerçekleştiremedikleri ve her solcu nefsin hayatında en az bir kez tattığı mapushane tedrisatından geçmek için çok geç kalmışlardır.
Dokunmayın Şabanıma isimli filminde Kemal Sunal, bir kitaptan 10 derste kız tavlama tekniklerini öğrenmektedir. Hiçbir taktik işe yaramayınca hepsini bir arada kullanmayı akıl eder ve ortaya şöyle bir kalıp çıkar: Çok sert ve kibarım, iyi dans ederim, ısrar ederim. 10 derste ana muhalefet olamamanın yolunu da bugünlerde devletin kurucusu partinin yönetimi yazmaktadır. Çok sert ve kibarız, iyi dans ederiz, ısrar ederiz. Bedeli neyse de öderiz. Senin bedelin burada geçmez abi, estağfurullah.
Related posts:
- Ayşe Özer: HÜCRE HÜCRE DİRİLMEK: ETHEM
- Ayşe Özer’den yeni yazı: EVDE KALMIŞ KIZ KURULARI VE ŞEN DULLAR APARTMANI
- Ayşe Özer: Çıplak Devlet
- Ayşe Özer: BİR İNTİHARIN SELFİE’Sİ
- Ayşe Özer: TC DİLEK ÖZÇELİK
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1VJi4gV
Filed under: Uncategorized