Showing posts with label 2016 at 02:39PM. Show all posts
Showing posts with label 2016 at 02:39PM. Show all posts

Tuesday, August 9, 2016

Even the talk of death penalty is a further distance from European Union…

http://ift.tt/2bbkxB9

All the death penalty talk maybe tactical as it is hard to catch up with Turkish leadership’s discursive tactics, but some of these are so primitive that even mentioning them signifies where one heads to…
Well, you can also say, EU is not a target for a long while now..
Turkish President Recep Tayyip Erdoğan told a rally of millions of people in Istanbul on Aug. 7 that he would approve the death penalty if parliament voted for it, following last month’s failed coup
Turkey’s President Erdogan tells a vast rally in Istanbul that he would approve the return of the death penalty if it was backed by parliament and the public.

 

Turkey’s President Recep Tayyip Erdogan yesterday (7 August) hinted at the return of death penalty which he said was a matter of “people’s will”.
Turkey’s migration agreement with the European Union “will not be possible” if the EU does not keep its side of the deal on visa waivers, President Recep Tayyip Erdoğan has told France’s Le Monde newspaper
Roughly three million people gathered in Istanbul on Sunday for a rally against the attempted coup, according to Turkish media. Prior to the speech by President Erdoğan, the Kemalist and nationalist opposition parties also addressed the crowd. Only the pro-Kurdish HDP was not invited to the event. Some commentators are delighted at the country’s newfound unity. Others don’t trust the current peace.

Candan Badem: Being an Atheist and Marxist Worked For the First Time

Assoc. Prof. Dr. Candan Badem who states “I’m an atheist, Marxist and socialist, how can you associate me with FETÖ?” has said “The ones who have involved my name with FETÖ probe, may be in intention to cast shadow on probes.”
Thousands of teachers and university deans were purged after the attempted coup, but the ripple effects to American academics are just starting to emerge.

Turkey: From failed coup to media crackdown

A look at the ongoing crackdown facing Turkish media. Plus, Oscar-winning screenwriter Josh Singer talks ‘Spotlight’.
Lawyers for US-based Turkish cleric Fethullah Gulen say they fear an attack on his life, in the wake of the failed coup attempt in Turkey.
In view of Erdoğan’s reaction to the failed coup Austrian chancellor Christian Kern has called for the EU membership talks with Turkey to be broken off. An end to the negotiations would be counterproductive, some commentators warn. Others lament that the EU is not putting serious thought into sanctions against Ankara.

Fethullah Gülen’s lawyers fear attacks on his life amid calls for return to Turkey

Legal team for US-based cleric accused by Turkey’s president of orchestrating coup also says it ‘would bet any money’ intelligence agencies are monitoring him

Turkey’s membership bid to the European Union after the failed coup attempt in the country has stirred debate inside the bloc, with Austria opposing Turkey’s bid, while the executive chief of the bloc has regarded such an act as a “serious foreign policy mistake”

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/2aIT2e7


Filed under: Uncategorized

Saturday, April 23, 2016

Ayşe Özer: DOKUNMAYIN ŞABANIMA!

http://ift.tt/1NHd3wZ

Dokunmayın_Şabanıma_poster

DOKUNMAYIN ŞABANIMA!

“Dokun Bana” diye bir yarışma vardı. Hafızam beni yanıltmıyorsa, yine Acunvari bir uyarlamaydı. Bir arabaya sürekli dokunarak onu kazanmaya çalışırdı yarışmacılar. Ayılanlar, bayılanlar olurdu. İnsanın bir nesneye dokunarak, onunla yekvücut olarak o nesneyle iyelik ilişkisi kurmasını izlemek içler acısıydı. Tıpkı müzik bilgisi tartışmalı, kocasının alacağı Mars’ın hayalini kuran şarkıcının arkasındaki yarışmacının eli yüreğinde onun dönmesini beklemesini izlemek gibi.

Kimler değerlendiriyor bizim niteliklerimizi, yeteneklerimizi, iyelik eklerimizi kimler ekliyor nesnelerimizin sonuna? Öznelerimiz nesne olmakta bu kadar ısrarcıyken, faşizmle işbirliği olmayacağını biliyoruz yine Acun kılıklı adamların uyarlamalarından, toplumsal hafızamız bizi yanıltmıyorsa. O meşhur şarkıcının bize dönmesini beklemekle geçiyor ömrümüz.

Muktedirin meydan meydan gezip kendisini rezil edeceği korkusu üzerine kurulu bir ana muhalefet şimdilerde de “dokunsalar ağlayacaktım, ama hiç dokunmuyorlar” şarkısını söylüyor. Sürekli dokunarak sahip olmayı şiar edinmiş ki, son dönemde sözcülerine “muhalefete muhalefet etmeyi muhalefet etmek sanmak” şeklindeki tekerlemeyi ezberletiyor. Oysa muhalefet, iktidardan önemlidir az gelişmiş ülkelerde. Halkın tek umududur. Yerden yere vurulması önemsendiğini gösterir ki, artık kimse size muhalefet etmiyor, kimse sizi eleştirmiyorsa halk artık sizi umursamıyor, sizden umudunu kesmiş demektir.

Sırça genel merkezin camları ses geçirmediğinden tabanın sesi duyulamıyor. Evetçiler, yetmez ama evetçilerin açtığı yoldan ilerlerken ne sokağın ne tabanın sesini duyuyorlar. Yaşama karışamadığından, hiçbir şey üretemediğinden evlerini şatafata boğan taşra zenginleri gibisiniz abiler. Yepyeni bir elitizm yeşeriyor vekil ve yönetici sıfatının etrafında. Gider öderiz bedelimizi deniliyor ve fakat mapushane çeşmesinden “lukewarm water” akmıyor abilerim ablalarım. “Mapushane çeşmesi yandan akıyor yandan” diye türküsü de var, muhakkak bir rakı sofrasına meze etmişsinizdir o türküyü de. Narin yüzünüz deforme olmasın sonra. Ha bir de mapushanelere güneş doğmuyor, o şehit cenazelerinde taktığınız “acımız çok büyük” güneş gözlüklerinizi de yanınıza almanıza gerek yok.

Tahsin Yücel’in müthiş romanı “Peygamberin Son Beş Günü”nde peygamber lakaplı devrimci, arkadaşları hapisteyken dışarıda olmayı kendine zul görür ve kendine bir tabutluk hayal eder. Kılıçdaroğlu’nun “dokunulmazlık teklifini anayasaya aykırı da olsa kabul edeceğiz, bedel ödeyeceğiz” demesi bu sevdaya dahil değil velakin. Bedel ödemek bu kadar yüceltiliyor olsaydı, parti içinde bedel ödeyenleri baş tacı etme geleneği yerleşmiş olurdu 6 seçim kaybedilen o uzun zaman diliminde.

Kolumuzun diyetini mi ödemiştir ki büyük usta, kolumuzu kesip atmaktayız önüne “al kolunun diyetini” diyerek? Demire çifte su vermeyi bize öğreten ilk meclisi açan, çoban ateşlerini birleştiren kadrodur. O kadro ilk meclisi açarken izin istemiş midir ki, şimdi onların dava arkadaşları olduğu iddiasında olanlar Anayasaya aykırı olduğunu bildikleri bir dokunulmazlık teklifine erken seçim- kontenjan-vekillik denklemi içerisinde evet diyerek Meclisi tek sese terk edeceklerdir? Milletin sinesine dönün o vakit. Açıver düğmelerin, görünsün sinelerin ey halkım.

Bu araba sevdasıdır, araba kırmızı plakalıdır, en uzun süre dokunan kazanır. “Tarihin nesnesi değil, öznesi olacağız” diye kürsülerden haykıranlar ellerinde eldivenlerle dokunurlar halkın sorunlarına. Cefasını çekmediklerinin sefasını sürerken haykırırlar kürsülerden, bedeli neyse öderiz! Bombacı Mülayimler, kendilerine bir dosya karışıklığı nedeniyle ölecekleri söylendiğinde siyasi hayatlarının son 3 ayında aslan kesilirler. Atılırlar bombaların üstüne, mahalleli “gözü pek adamlarmış” der arkalarından. Yıllardan bu yana bedel ödemekten perişan olmuş tabanına seçim vaadi olarak hücre hapsi vadeden yaş ortalaması hayli yüksek parti yönetimi, gençliklerinde gerçekleştiremedikleri ve her solcu nefsin hayatında en az bir kez tattığı mapushane tedrisatından geçmek için çok geç kalmışlardır.

Dokunmayın Şabanıma isimli filminde Kemal Sunal, bir kitaptan 10 derste kız tavlama tekniklerini öğrenmektedir. Hiçbir taktik işe yaramayınca hepsini bir arada kullanmayı akıl eder ve ortaya şöyle bir kalıp çıkar: Çok sert ve kibarım, iyi dans ederim, ısrar ederim. 10 derste ana muhalefet olamamanın yolunu da bugünlerde devletin kurucusu partinin yönetimi yazmaktadır. Çok sert ve kibarız, iyi dans ederiz, ısrar ederiz. Bedeli neyse de öderiz. Senin bedelin burada geçmez abi, estağfurullah.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1VJi4gV


Filed under: Uncategorized