Network quality vital for Europe’s move to ‘Gigabit Society’
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/2p6RNw8
Filed under: Uncategorized
Russia-linked fake news floods French social media
Debate: The mood in France before the elections
Support for Germany’s Greens falls, hurting chances of leftist coalition
Network quality vital for Europe’s move to ‘Gigabit Society’
Corbyn vows to ‘change UK election’s course’
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/2p6RNw8
DOKUNMAYIN ŞABANIMA!
“Dokun Bana” diye bir yarışma vardı. Hafızam beni yanıltmıyorsa, yine Acunvari bir uyarlamaydı. Bir arabaya sürekli dokunarak onu kazanmaya çalışırdı yarışmacılar. Ayılanlar, bayılanlar olurdu. İnsanın bir nesneye dokunarak, onunla yekvücut olarak o nesneyle iyelik ilişkisi kurmasını izlemek içler acısıydı. Tıpkı müzik bilgisi tartışmalı, kocasının alacağı Mars’ın hayalini kuran şarkıcının arkasındaki yarışmacının eli yüreğinde onun dönmesini beklemesini izlemek gibi.
Kimler değerlendiriyor bizim niteliklerimizi, yeteneklerimizi, iyelik eklerimizi kimler ekliyor nesnelerimizin sonuna? Öznelerimiz nesne olmakta bu kadar ısrarcıyken, faşizmle işbirliği olmayacağını biliyoruz yine Acun kılıklı adamların uyarlamalarından, toplumsal hafızamız bizi yanıltmıyorsa. O meşhur şarkıcının bize dönmesini beklemekle geçiyor ömrümüz.
Muktedirin meydan meydan gezip kendisini rezil edeceği korkusu üzerine kurulu bir ana muhalefet şimdilerde de “dokunsalar ağlayacaktım, ama hiç dokunmuyorlar” şarkısını söylüyor. Sürekli dokunarak sahip olmayı şiar edinmiş ki, son dönemde sözcülerine “muhalefete muhalefet etmeyi muhalefet etmek sanmak” şeklindeki tekerlemeyi ezberletiyor. Oysa muhalefet, iktidardan önemlidir az gelişmiş ülkelerde. Halkın tek umududur. Yerden yere vurulması önemsendiğini gösterir ki, artık kimse size muhalefet etmiyor, kimse sizi eleştirmiyorsa halk artık sizi umursamıyor, sizden umudunu kesmiş demektir.
Sırça genel merkezin camları ses geçirmediğinden tabanın sesi duyulamıyor. Evetçiler, yetmez ama evetçilerin açtığı yoldan ilerlerken ne sokağın ne tabanın sesini duyuyorlar. Yaşama karışamadığından, hiçbir şey üretemediğinden evlerini şatafata boğan taşra zenginleri gibisiniz abiler. Yepyeni bir elitizm yeşeriyor vekil ve yönetici sıfatının etrafında. Gider öderiz bedelimizi deniliyor ve fakat mapushane çeşmesinden “lukewarm water” akmıyor abilerim ablalarım. “Mapushane çeşmesi yandan akıyor yandan” diye türküsü de var, muhakkak bir rakı sofrasına meze etmişsinizdir o türküyü de. Narin yüzünüz deforme olmasın sonra. Ha bir de mapushanelere güneş doğmuyor, o şehit cenazelerinde taktığınız “acımız çok büyük” güneş gözlüklerinizi de yanınıza almanıza gerek yok.
Tahsin Yücel’in müthiş romanı “Peygamberin Son Beş Günü”nde peygamber lakaplı devrimci, arkadaşları hapisteyken dışarıda olmayı kendine zul görür ve kendine bir tabutluk hayal eder. Kılıçdaroğlu’nun “dokunulmazlık teklifini anayasaya aykırı da olsa kabul edeceğiz, bedel ödeyeceğiz” demesi bu sevdaya dahil değil velakin. Bedel ödemek bu kadar yüceltiliyor olsaydı, parti içinde bedel ödeyenleri baş tacı etme geleneği yerleşmiş olurdu 6 seçim kaybedilen o uzun zaman diliminde.
Kolumuzun diyetini mi ödemiştir ki büyük usta, kolumuzu kesip atmaktayız önüne “al kolunun diyetini” diyerek? Demire çifte su vermeyi bize öğreten ilk meclisi açan, çoban ateşlerini birleştiren kadrodur. O kadro ilk meclisi açarken izin istemiş midir ki, şimdi onların dava arkadaşları olduğu iddiasında olanlar Anayasaya aykırı olduğunu bildikleri bir dokunulmazlık teklifine erken seçim- kontenjan-vekillik denklemi içerisinde evet diyerek Meclisi tek sese terk edeceklerdir? Milletin sinesine dönün o vakit. Açıver düğmelerin, görünsün sinelerin ey halkım.
Bu araba sevdasıdır, araba kırmızı plakalıdır, en uzun süre dokunan kazanır. “Tarihin nesnesi değil, öznesi olacağız” diye kürsülerden haykıranlar ellerinde eldivenlerle dokunurlar halkın sorunlarına. Cefasını çekmediklerinin sefasını sürerken haykırırlar kürsülerden, bedeli neyse öderiz! Bombacı Mülayimler, kendilerine bir dosya karışıklığı nedeniyle ölecekleri söylendiğinde siyasi hayatlarının son 3 ayında aslan kesilirler. Atılırlar bombaların üstüne, mahalleli “gözü pek adamlarmış” der arkalarından. Yıllardan bu yana bedel ödemekten perişan olmuş tabanına seçim vaadi olarak hücre hapsi vadeden yaş ortalaması hayli yüksek parti yönetimi, gençliklerinde gerçekleştiremedikleri ve her solcu nefsin hayatında en az bir kez tattığı mapushane tedrisatından geçmek için çok geç kalmışlardır.
Dokunmayın Şabanıma isimli filminde Kemal Sunal, bir kitaptan 10 derste kız tavlama tekniklerini öğrenmektedir. Hiçbir taktik işe yaramayınca hepsini bir arada kullanmayı akıl eder ve ortaya şöyle bir kalıp çıkar: Çok sert ve kibarım, iyi dans ederim, ısrar ederim. 10 derste ana muhalefet olamamanın yolunu da bugünlerde devletin kurucusu partinin yönetimi yazmaktadır. Çok sert ve kibarız, iyi dans ederiz, ısrar ederiz. Bedeli neyse de öderiz. Senin bedelin burada geçmez abi, estağfurullah.
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1VJi4gV
Ha bir de EFD’ye katkıda bulunmak isterseniz:
http://ift.tt/1kLaaMj
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1HvZ9x9
HEPİMİZ MAKARNAYA OY VERİYORUZ
Besin zinciri, canlıların beslenme alışkanlıklarını gösterir bir şemadır. Birçok anlatımda geyikten sonra piramidin en tepesinde aslan yer alır. Aslan, ormanlar kralıdır. Geyikle beslenir. Sonra “aslanım, yürü arkandayız” diye piramidin tepesine geçirilenler alır ormanı aslanın elinden, yerleşir besin zincirinin en tepesine. En az tüketilmesi gereken besin grubu yağ ve şekerlerdir, sağlıklı beslenme piramidinin en tepesinde bulunurlar. Çarklar yağ sıkıntısı çekmediğinden bu kadar kolay ve hızlı dönmektedir oysa ki. Yağ tüketimi had safhadadır. Bir karbonhidrat kaynağı olan makarna, birçok diyetisyenin yasaklar listesinin başındadır. Kan şekerini kolay yükseltir, öğün sonrası hipoglisemisi yaratır bedende. Geçici bir doymuşluk hissidir yaşanan. Çabuk kana karışır ve hızla enerji üretir, sonrası hüsran. Bir öğün sonrası hipoglisemisi hakimdir popülasyonun çoğunluğuna, üzerimize ağırlık çökmüştür. Ondandır her seçim sonrası kendini solda tanımlayan seçmenin makarna-kömür muhabbeti yapması ve dahi koyun resimleriyle süslemesi zaman tünelini. Sadece kurban bayramında et yiyenleri anlayamadığından kurbanlık koyun muamelesi yapar ezilen halkına yurdum solu. Kendisinin Kordon’da restoranda yediği meşede bilmem neli steak fiyatına bir haftalık odun alınıyor, bir tabak fesleğenli tagliatelle fiyatına bir haftalık pazar masrafı çıkıyor ortalama bir ailenin. Ama halkımız çok cahil. Keşke ölse.
Muhalefet kalıcı bir doyum vaat etmeyince, geçici bir doygunluk hissine, yaratılan istikrar havasına oy veriliyor. Seçmen kendine göre rasyonel bir tercih yapıyor. Gıda bankacılığı ile açlıkla terbiye edilmiş bünyelere sosyal hakları olan her şey sosyal yardım olarak bahşediliyor. Bunlardan bahsetmiyor kimseler. Bir torba kömüre, bir paket makarnaya sattılar onurlarını demek kolay geliyor solculuğu kendinden menkul bünyelere. Elias Canetti’nin Körleşme romanındaki Prof. Kien’i gibi kafaları bilgiyle dolu, ancak o kafanın içinde var olabildiği bir dış dünya yok. “Kendini beğenmişliğin komedisi” yeniden yazılabilir bu aynasız çarşıda.
Metroda kitap okuyan genç adamın terliklerine takılmıştır kent soylu genç kız. Kız tavlamak için kitap okumaktadır ona göre bu İztoban kekosu. Kendi dar çevresinde boynundaki fuları ve kalın çerçeveli gözlüklerini kız düşürmek için kullananlara çok sık denk gelmiştir. Dünyayı algılama biçimi kendi mahallesinin sınırlarına takılmaktadır. Köyün en son çitine gidemeyen Ünzile’nin dramına ağlarken o koca gözlüklü kadının koca şarkısında, kendisinin durumunun daha vahim olduğunun farkında değildir. Karın tokluğuna çalışanların ülkesinde, başka bir makarnaya oy verenler, halkı karın tokluğundan dolayı suçlamakla meşgul.
Pesto soslu raviyoli de bir makarna çeşididir oysa ki. Orta ve üst orta sınıf direnmenin tadını Gezi direnişinde biber gazı yemeden önce pesto soslu ravyoli yiyerek mi çıkarmıştır? Çocuklarına ısınsınlar diye saç kurutma makinesini vererek yan odada kendini asan kadının soğukla imtihanı, piramidin en tepesindeki aslanın veya en altta yer alan, üretici olan toprağın mı sorunudur? Hangi yırtıcılar almıştır o kadını o besin zincirinin içine? Krebs döngüsünün hangi aşamasında takılmıştır bu insanların enerji üretimi de, soğuktan donmak üzeredirler? Fizyoloji bir yerlerde alarm vermiştir, metabolizma durmuştur da, bu ülkenin solu, muktedir ağzıyla konuşmayı marifet saymaya başlamıştır. Onurunu, oyunu makarnaya satmakla suçlananlar, karbonhidrat yemeyin diye bas bas bağıran modern dünya diyetisyeninden bihaberdirler. Bu ne cahilliktir kuzum? Tek tipleştirme her alanda yaygınlaşırken, gelenin gideni aratmadığı tek yer Victoria’s Secret defilesidir makarna-kömür solcularına göre. Açlıkla değil, anlayış kıtlığıyla terbiye edilmektedir bünyelerimiz. Yokluk; barınma, ısınma, doyma hakkının yokluğu değil, ezilenin yanındaki solun yokluğudur. Kolaycılık damarlarımıza işlemiş bir kere. Hepimiz makarnaya oy verirken, muktedir yoksulluğumuzu makarnasına sos yapmaktayken, solduyu koyun muhabbetini geyik muhabbetine çeviriyor. En tepedeki aslan, bu geyikle besleniyor. Felek, meydanı boş buluyor da, esas aslanı kediye boğduruyor.
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1OKkqU5
DurDe Platformu olarak biz de bu çerçevede 2010 yılından bu yana çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Geçen yıllarda olduğu gibi, bu yıl da Avrupa’nın 17
farklı ülkesinden ırkçılık karşıtı örgütler ve Ermeni D iasporasının sivil toplum temsilcilerinden oluşan yaklaşık 40 kişilik bir heyet etkinliklerimize katılacak.
Siz dostlarımızı da bu vesileyle ayrıntıları aşağıda yer alan basın toplantımıza destek vermek; Avrupa heyeti katılımcılarıyla tanışma ve fikir alış verişinde bulunmak üzere düzenlediğimiz etkinliğe bekleriz. 24 Nisan günü düzenlenecek anma etkinliklerine dair program da aşağıda yer almaktadır.
Toplantı larımız ilgi duyan herkese açıktır ve İngilizce Türkçe çeviri yapılacaktır.
Toplantı salonlarını daha iyi organize etmemize yardımcı olmak için aşağıdaki linklerden katılım durumunuzu bildirmenizi önemle rica ediyoruz.
Saygılarımızla,
Ermeni Soykırımı’nı Anma Etkinlikleri Basın Toplantısı
ölüme gönderilen aydınlardan Gomidas, Dr. Rupen Sevag ve Dr. Avedis Nakkaşyan’ın evlerine “hafıza taşı” konulacak
Balıkçı Anması
anıyoruz
Diaspora mensubu Ermeni konuklarımızın dileklerini asacağı “Dilek Ağacı” etkinliği
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1Gaftzx
Related posts:
Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1K82LFi