Showing posts with label 2015 at 02:51PM. Show all posts
Showing posts with label 2015 at 02:51PM. Show all posts

Sunday, October 18, 2015

Cengiz Aktar: AB ve Erdoğan, hayal dünyası

http://ift.tt/1m1Gd0u

 AB ve Erdoğan, hayal dünyası

 

Perşembe günü Avrupa Komisyonu başkan yardımcısı Timmermans başkanlığındaki bir heyet Erdoğan’la bir buçuk saatlik bir görüşmeden sonra geçen haftalar içinde Suriye mülteci krizi çerçevesinde Brüksel’de Türkiye ile oluşturulan eylem planı üzerinde uzlaşıldığını açıkladı. Medya bir iki istisna dışında uzlaşıyı hep yaptığı gibi üzerinde tamamen mutabık kalınmış, imzalanmış, onaylanmış bir anlaşma olarak duyurdu. Neredeyse AB’ye girdik! Tabii ki işin aslı öyle değil. Yakından bakalım.

 

AB Suriyeli mülteci akınıyla afalladı, panikledi ve ne yapacağını bilemez oldu. Yaz rehavetinde yapılan toplantılarda Türkiye ile de konuşulması gerektiği kabul gördü. Ancak her zaman olduğu gibi AB imkânsızı hedefledi. Kabaca: “Erdoğan’a para verelim, mültecileri Türkiye’de zaptetsin, buraya gelenleri de geri alsın” Ankara bu teklife vize muafiyeti ve müzakerelerin canlandırılmasını ekledi ve Timmermans-Erdoğan görüşmesinde talep kabul gördü.

 

Ne var ki bu uzlaşı baştan aşağıya bir müsveddedir. Her kelimesinin AB üye ülkelerince onaylanması gerekir, zira iltica ve göç konuları Avrupa Komisyonu’nun uhdesinde olan federal bir politika değil, 28 başkentin kontrolünde olan birhükümetlerarası bir politikadır. 3 milyar, müzakerelerin canlandırılması ve vize muafiyeti de öyle. Nitekim uzlaşı akabinde yayımlanan Konsey zirvesi sonuç bildirgesinde (EUCO 26/15) her maddenin üye ülkelerin onayına, Türkiye’nin uygulamalarına ve Türkiye’nin müzakere sistematiğiyle ilgili önceki Konsey kararlarına tabi olduğu açıkça belirtiliyor.

 

Gelelim ham hayallere. AB’nin mülteci zaptetme, geri kabul, Türkiye’yi “güvenli iltica ülkesi” listesine alma, para verme konularındaki ahlâksız tekliflerinin hiçbirinin oluru yoktur. Hep altını çizdiğim gibi gitmeyi kafasına koymuş bir insan bağlasanız durmaz! Kaldı ki giden çoğu iyi eğitimli Suriyeliler iltica politikası namevcut olan Türkiye’de hiçbir gelecek görmedikleri için Avrupa’ya gidiyor. Geri kabul kâğıt üzerinde var olan ama uygulaması imkânsız bir anlaşmadır. Dünyada uygulama oranı %5 altındadır. Türkiye’nin “güvenli iltica ülkesi” olabilmesi için ise Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne koyduğu ve Suriyeliler dâhil güney ve doğudan iltica eden kimseye bu hakkı tanımayan çekincesini kaldırması şarttır. Para da ancak uzman BM kuruluşları ve uzman stklar üzerinden verilebilir, Türkiye bu formüle mülteciler gelmeye başladığından beri razı değil; zira bu şeffaflık, denetleme ve kontrol demek.

 

Bu saçma pazarlıkta Türkiye tarafı da taleplerde bulundu. Müzakere eden aday üye olmasına rağmen Sarkozi zamanından bu yana AB zirvelerine davet edilmiyor. Bu AB’nin ayıbı, lütuf değil. Vize muafiyeti konusu ise çok zora girmiş bulunuyor. Muafiyet artık iyice kötüleyen hak ve özgürlükleri hesaba katınca Türkiyelilerin büyük rakamlarda AB’ye iltica akımı demek!Suriyeli mülteci engelleyeceğim derken Türkiyeli mülteciye kapı açma paradoksu… Son olarak 5 müzakere faslının açılması. Müzakerelerin seyri ve bekasını böyle bir konunun ek maddesi hâline getirmek zaten başlı başına bir basiretsizliktir. Açılması istenen fasıllar ise ayrı bir tezat. Yargı, Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük, Güvenlik fasıllarınınaçılması Avrupa Komisyonu ve sivil toplum tarafından yıllardır talep ediliyor. Diğer AB ülkeleri Kıbrıs’ın vetosunu hiçbir zaman kaldırması için uğraşmaya yanaşmadılar. Oysa bu fasıllar müzakere edilebilseydi memlekette hukuk bu kadar ayaklar altına alınmayabilirdi. AB’li hükümetlerin umurunda bile olmadı. En ironik olan da Türkiye’nin “güvenli iltica ülkesi” olabilmesi için çekincesini kaldırması Adalet, Özgürlük Güvenlik faslının bir koşulu!

 

Verili koşullar ve yukarıda izah ettiklerim sonucu her iki tarafın da talep ve beklentilerinde avuçlarını yalayacaklarını ve bu komedinin sade AKP’ye yarayacağını bilmek gerekiyor.

 

Türkiye’nin yerlerde sürünen AB üyelik müzakerelerinin çetelesini tutan yıllık İlerleme Raporu 14 Ekim’de açıklanacaktı, devamlı erteleniyor. Rapor içinde bulunduğumuz vahim siyasî durumun ayrıntılarını tek tek sayacak. Bilinmeyen husus, on yıldır resmen müzakere etmesine rağmen müzakereye başlayabilmek için şart olan Kopenhag Siyasî Kriterinin artık yerine getirilmediği vurgusu. Mülteci korkusu ve Erdoğan’dan umduğu medet AB’ye bunu söyletmez. Ama bütün bu sahtekârlıklar şunu söyletir: AB Türkiye’ye stratejik bir ortak muamelesi yapmıyor. Mısır ne kadar Batı’nın ortağıysa Türkiye’de o kadar ortağı. İşlevsel ve taktik!

 

Bu toprakta vicdan, demokrasi, hukuk, özgürlük mücadelesi verenlerin hiç olmadığı kadar yalnız olduğunu not edelim

 

Bu yazı ilk olarak Taraf’ta yayınlandı. Yazarın izniyle burada da yayınlanıyor. 

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1jNq2Vh


Filed under: Uncategorized

Monday, September 7, 2015

Ayşe Özer: Ben yüzme bilmiyorum anne

http://ift.tt/1m1Gd0u

Ben yüzme bilmiyorum anne

Öyle demiş miydim içimden beni ilk kez denize soktuğunuzda? Babam, “korkma oğlum su seni kaldırır” demişti. O yaştaki çocuk ne anlasın suyun kaldırma kuvvetinden. Sen, elin yüreğinde “ben yanındayım” demiştin, “korkma”. Henüz dünyayla baş edecek yaşta değildim, biliyordun. Hiçbir zaman da baş edecek yaşta olmayacaktım senin gözünde. Ellerimden tutup kıyıya doğru yüzdürmüştün beni. Öte tarafta üstüme üstüme gelen deniz, senin karnındaki su gibi dost olmuştu birden bire. O kıyı, benim vatanımdı artık. İlk ulaştığımda taşını toprağını öpesim gelirdi aklım erseydi.

Bir gün bir hikaye okumuştun bana, denizde bir başına kalmış bir kibrit çöpünü anlatıyordu. Hayal edememiştim kibrit çöpünün o koca denizin içindeki hiçliğini. Yaşasaydım, belki şair olacaktım. O kibrit çöpünün şiirini yazacaktım. Denizi özleyenlerle denizden başka yolu olmayanların şiiri de yazılabilir miydi? Aynı şiire sığmazdı ikisi. “Bir gün bu savaş bitecek ve ben şiirime döneceğim” yazmışlardı evin karşısındaki duvara. Şiirsiz adamlardı savaşanlar belli ki. Denizi de sevmiyorlardı.

“Gidelim buradan” dediğinizde geceleri kayan yıldızlar gibi üzerimizden geçen bir uçağa bineceğimizi sanmıştım. O kadar yolu yürüyerek gidemezdik. Dünya çok yuvarlaktı. Yüzmeyi de bilmiyordum ben. Ayağımı bastığım yerde yüzebilirdim belki, ayaklarım yerden kesildi o küçük bottan suya düşünce. Ben boğulmaktan korkuyorum anne, bütün deniz üstüme üstüme geliyor. Babamın anlattığı gibi değil suyun kaldırma kuvveti. Birileri hamamdan yarı çıplak “evreka!” diye çıkarken, faydalı bir buluşa imza atmıyor, suyun üzerinde yüzecek savaş gemilerini hayal ediyor. “Yüzükoyun yatırma, boğulur” demişlerdi de sana, her gece kaç kez kalkıp kontrol ettin, boğulmasın evladım diye. Bu koca dünya beni yüzükoyun yatırdı dün. O kıyı benim vatanımdı, oraya doğru yüzmek istedim. Su beni kaldırmadı. Yürekleri kaldırmadı gözü yaşlı küçük burjuvaların fotoğrafımı da mozaiklediler. Çok büyük büyük laflar ettim yaşıma göre. Denize düşmüş kibrit çöpüyle kardeşiz artık. Ben yüzme bilmiyorum anne, tut elimi kıyıya yüzdür beni. Evim, senin olduğun yer.

Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1OqSAgO


Filed under: Uncategorized

Friday, August 14, 2015

Erdoğan wanted, Coalition talks between AKP-CHP collapsed…

http://ift.tt/1HL54dE

STOCKHOLM — Swedish prosecutors said Thursday that they would push on with an investigation into an allegation of rape made in 2010 against WikiLeaks founder Julian Assange after dropping probes into three other allegations. Mr. Assange has been .
Prime Minister Davutoğlu explained the dichotomy between two political parties and why there wouldn’t be a coalition.
Talks between Prime Minister Ahmet Davutoğlu’s Justice and Development Party (AK Parti) and Kemal Kılıçdaroğlu’s Republican People’s Party (CHP) over the possibility of a “Grand Coalition” government in Turkey failed on Aug. 13 after a one-and-a-half hour meeting in Ankara.

Discussions of alliance between ruling and secular parties find little common ground as next week’s deadline for forming new government approaches

 

The failure of Turkey’s two largest political parties to form a coalition after June elections sets the stage for a new vote and threatens further instability.
The news of the day was undoubtedly this:
Coalition talks between Turkey’s ruling Justice and Development Party (AKP) and the main opposition Republican People’s Party (CHP) ended negatively on Aug. 13, a senior CHP official told Reuters, potentially setting the stage for a snap election later this year.
Shortly after PM said a fresh election now appeared to be the only option after last-ditch negotiations between AKP and CHP yielded no deal, he asked for an appointment with MHP leader, who accepted the invitation but made clear they don’t consider being part of an interim government




Vía Erkan’s Field Diary http://ift.tt/1HL54dN


Filed under: Uncategorized